Google’da Kaç Site Var? Bir Arayışın Hikayesi
Hayatımın tam ortasında, bir sabah saat dokuz sularında, bilgisayarımın ekranına bakarak “Google’da kaç site var?” sorusunu yazdım. Aslında, bu soruyu sormadan önce ne kadar düşündüğümü anlatamam. Bu sadece bir merak değil, içimi kemiren bir boşluğun da simgesiydi. Kayseri’nin sıcak bir sabahında, kahvemi yudumlayarak düşündüm. Ne aradığımı bilmiyorum ama bir şeyin eksik olduğunu hissediyorum.
İçimdeki Boşluk
Bazen insan, sadece bir arama motoru üzerinden bile olsa, kaybolmuş gibi hissedebilir. Bilgisayarımı açarken, aynı anda telefonum da vızır vızır mesaj alıyordu. Sosyal medya, WhatsApp grupları, ve onlara ek olarak “Google’da kaç site var?” diye sormam, bir anda bir nevi hayatıma adım atmış bir soru haline geldi. O kadar küçücük, o kadar basit bir şeydi ki aslında; ama bir o kadar da büyüktü. Çünkü bu soru, bana bir şeylerin eksik olduğunu hatırlattı.
Hangi siteyi açarsam açayım, derinlikli bir şeylere ulaşamıyordum. Sosyal medyada paylaşılan içerikler, kişisel bloglar, haber siteleri… Her şey birbiriyle çakışıyordu, aynı sesler, aynı kalabalık. Benim içimdeki boşluk ise hiçbir şekilde dolmuyordu. Bunu hissetmek, insanın içinde bir boşluk yaratıyor. Bilgisayarın başında otururken zamanla tıpkı gerçek bir yeri keşfeder gibi, Google’da “kaç site var” sorusunun cevabını bulmayı istedim. Hatta bu soruya sadece bir cevap değil, hayatımın eksik kalan yerlerinin birleştirilebileceği bir anahtar aradım.
Hayatla Bağlantım
Kelimeler, tıpkı internet gibi, beni bir yere bağlıyordu. Şehirde yaşadığım her an, her günü bir başka sabah gibi hissediyordum. O sabah, yine Kayseri’nin meşhur pastırması ve tahinli pekmeziyle kahvaltımı yaparken, bilgisayarımda araştırdığım sayfalara bir daha baktım. Birden, hayatımda her şeyin ne kadar birbirine bağlı olduğunu fark ettim. Bir sitenin milyonlarca versiyonu, milyonlarca alternatifi, bir parça da olsa hayatımı etkileyen şeylerin hepsi orada; hepsi bir arada.
Bir zamanlar şehri terk etmek isteyen bir insandım. Kayseri’de yaşamak bana dar geliyordu. Ama ne zaman ki internette kaybolduğumu hissettim, dışarıda ne kadar büyük bir dünya olsa da, her şeyin içinde kaybolmuş gibi hissettim. Belki de bu kadar çok siteden birini bulmaya çalışırken, aslında kendi içimde kaybolmuşumdur. Belki de bir zamanlar sahip olduğum o duyguyu, şu an kaybetmişimdir. “Google’da kaç site var?” sorusu, bu eksikliğin gerisindeki bir yankıydı.
Arama Sonuçları ve Hayal Kırıklığı
Benim için “Google’da kaç site var?” sorusunun cevabı aslında her zaman değişebilirdi. O an ne olduğunu hatırlıyorum: Bilgisayarımda sayfalarca arama sonuçları sıralandı. Sayfalarca, binlerce, milyonlarca seçenek, ama hepsi bana hep aynı şeyi hatırlatıyordu. Bütün bu sitelerin içinde kaybolmuş hissetmek, beni aslında bulunduğum yerin ötesine taşımamıştı. Hatta belki de çoğu zaman beni daha da yalnızlaştırıyordu.
Bir siteyi açıp, hemen terk ettiğimi fark ettim. Hızlıca tekrar başka bir siteyi açıp, kısa bir süre sonra onu da terk ettim. Sayfa sayfa dolaştım, ama asıl aradığım şeyi bulamadım. Google’ın beni aradığım sonuca götürecek hiçbir sihirli çözümü yoktu. O an, sadece var olan her şeyin bir anlamı olduğunu düşündüm. Arama motorlarında gezinirken, belki de asıl kaybolmam gereken yerin ben olduğumu fark ettim.
Google’ın sonucuna ulaşamadan önce, başka bir şehre gitmeye karar verdim. Yola çıktım, Kayseri’nin merkezinden biraz uzaklaşmak istedim. Ama sadece bir şeyin farkına vardım: Yola çıktığımda, aslında Google’ın bana sunduğu binlerce sitenin de bir çeşit gerçekliği vardı. Her şeyin bir anlamı vardı. İstediğim kadar arama yapayım, her şey, içimdeki boşlukla aynıydı. Ben her şeyi her zaman arıyordum, ama aradığımı bulamıyordum.
İleriye Bakmak
Bir an için ne kadar çok site olduğunu düşündüm ve o kadar fazla şeyin içinde kaybolduğumu fark ettim. Ama bir noktada, tam o noktada, bir şey değişti. Bu yazıyı yazarken içimde bir umut doğdu. Belki de aradığımı asla bulamayacağım, ama bu kadar çok seçenek arasında kendimi bulmayı da kabul etmem gerekirdi. Bir internet sitesi bile olsa, tek bir şeyin var olması bile, bazı şeylerin mümkün olduğu anlamına geliyordu.
Kayseri’de, bilgisayarımın başında otururken, “Google’da kaç site var?” diye düşündüm ve bu basit soruya, belki de hayatımda bir dönüşüm noktası olarak baktım. Site sayısı bir soru olmaktan öte, bana kendi yolumu bulmam gerektiğini hatırlatıyordu. Her yeni açtığım sayfa, her yeni okuduğum metin, beni biraz daha bana yakınlaştırıyordu. Kim bilir, belki de bir gün bu yazıyı okuyacak olan kişi, şu an hissettiklerimi anlamak için Google’da arama yapacak.
Ama bir şey netti: Sadece aramakla yetinmemeliydim. Sonunda, ne kadar site olduğunu veya olmadığını sorgulamayı bir kenara bırakıp, yaşadığım anı, bu yazıyı yazdığım anı kucaklamayı öğrenmeliyim.
Sonuçta, Bir Yolculuğa Çıkmak
Google’da ne kadar site olduğunu öğrenememiş olsam da, keşfettiğim bir şey vardı: Aradığım şey dışarıda değil, içimdeydi. Binlerce, milyonlarca site arasındaki kaybolmuşluk hissi, aslında içimdeki yolculuğun sadece bir yansımasıydı. Gerçek yolculuk, bu yansımanın bir adım daha ötesine geçmekti. Kendi kaybolmuşluğumu bulmam için bir arama yapmama gerek yoktu; her şey benliğimdeydi.
O sabah, Kayseri’de bilgisayarımın başında otururken, işte bu duygularla bir şeyleri keşfettim. Hangi siteyi açarsam açayım, kaybolmak, var olmak kadar önemliydi.