Günler Nelerdir? Zamanın Katmanlarında Felsefi Bir Yolculuk Bir filozofun zihninde yankılanan ilk sorulardan biri şudur: “Gün nedir?” Takvimde ölçülen birim mi, yoksa varlığın kendi üzerine kıvrıldığı bir deneyim mi? İnsan yaşamı, günlerin akışı içinde şekillenir. Ancak her gün, yalnızca güneşin doğup batmasından ibaret değildir; her gün, anlamın yeniden doğduğu bir varoluş alanıdır. Günler bizi yaşama bağlayan görünmez halkalardır; zamanın, bilincin ve kimliğin dokunduğu yerlerdir. Etik Perspektif: Günlerin Ahlaki Yüzü Etik açısından bakıldığında, her gün bir sınavdır. İnsan, her sabah yeniden doğar ve her akşam kendi eylemlerinin ağırlığıyla yeniden ölür. Günler, ahlaki sürekliliğin sahnesidir. Her gün, bireyin kendi değerleriyle, seçimleriyle yüzleştiği…
Yorum BırakZekice Fikir Köşesi Yazılar
Gümrük Kapıları Nereye Bağlı? Bir Edebiyat Perspektifinden İnceleme Kelimenin gücü, her zaman sınırları aşma potansiyeline sahip olmuştur. Her harf, her cümle, bir dünyayı dönüştürme kapasitesine sahiptir. Bir edebiyatçı olarak bu gücü fark etmek, kelimelerin bir araya gelip yalnızca metin oluşturmakla kalmadığını, aynı zamanda bireyleri, toplulukları ve kültürleri dönüştürebileceğini görmek demektir. Gümrük kapıları, bu dönüşümün somut örneklerinden biridir; aslında sadece fiziksel geçiş noktaları değil, aynı zamanda kültürlerin, kimliklerin ve hikayelerin birbirine bağlandığı, ayrıldığı ve şekillendiği sınır noktalarıdır. Gümrük kapılarının nereye bağlı olduğunu anlamak, sadece bir coğrafi sorudan çok daha fazlasıdır. Bu, bir toplumun ruhunun ve edebiyatının taşıdığı çağrışımları anlamaya yönelik bir…
Yorum BırakKomşu Komşu Tekerlemesi Nasıl? Masum Bir Oyun mu, Eski Kalıpların Tekrarı mı? Cesur bir iddiayla başlayayım: “Komşu komşu tekerlemesi” yalnızca sevimli bir çocuk oyunu değil; aynı zamanda komşuluk, hediyeleşme, hatta rıza ve güç ilişkileri üzerine yüzyıllık kalıpları çocuk dilinde yeniden üreten bir kültürel metin. Evet, ritmi eğlenceli, hareketleri tatlı—ama peki ya mesajları? Bu tekerleme, bugün yetiştirmeye çalıştığımız özgüvenli, sınırlarını bilen, eşitlikçi çocuklarla gerçekten uyumlu mu? Hızlı özet: “Komşu komşu tekerlemesi”, ritim ve hareket koordinasyonu için faydalı; ancak rıza, toplumsal cinsiyet rolleri, gözetimci komşuluk ve tüketim mesajları açısından tartışmalı. Ebeveynler ve eğitimciler, oyunu dönüştürerek daha kapsayıcı, eşitlikçi bir versiyonunu yaratabilir. Komşu…
Yorum BırakDım Dım Yar Hangi Yöreye Aittir? Ekonomik Bir Perspektiften Yöresel Müzik ve Kültürün Rolü Kaynaklar sınırlıdır, ancak insan ihtiyaçları sınırsızdır. Bu temel ekonomik ilke, bireylerin ve toplumların sürekli seçimler yapmasını zorunlu kılar. Her seçim, belirli bir faydayı maksimize etme çabası güder, ancak aynı zamanda kayıplarla da gelir. Bu, sadece mal ve hizmetlerle sınırlı bir kavram değildir. Kültürel üretim ve toplumsal değerler de aynı şekilde ekonomik kaynaklar olarak değerlendirilebilir. Yöresel müzikler, kültürel ifadeler ve gelenekler, bir toplumun ortak değerleri ve kimliğini yansıtır. Ancak bu kültürel unsurlar, aynı zamanda ekonomik bağlamda önemli bir yere sahiptir. Bugün, Türkiye’nin en bilinen halk şarkılarından biri…
Yorum BırakÖSYM Sınavlarında Görev Almak İçin Ne Yapmalı? Tarihsel Süreçler Işığında Bir Yolculuk Geçmişin İzinde: Ölçme ve Değerlendirmenin Doğuşu Bir tarihçi olarak, geçmişin yankılarını bugünün kurumlarında duymak bana daima büyüleyici gelmiştir. Ölçme ve değerlendirme kavramlarının kökleri, modern ulus-devletlerin inşa sürecine kadar uzanır. Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde başlayan eğitimde merkezileşme hareketi, Cumhuriyet’in kuruluşuyla birlikte sistematik bir yapıya bürünmüştür. Cumhuriyet’in ilk yıllarında, liyakat esasına dayalı bir kamu personeli anlayışının gelişmesiyle birlikte, sınav kavramı da devletin temel araçlarından biri hâline gelmiştir. Bugün ÖSYM (Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi) adını taşıyan bu kurumun kökeninde, bireyin bilgi ve yeteneğini objektif biçimde ölçme ideali yatar. 1974 yılında…
Yorum BırakKaniş Ne Kadar Büyür? Farklı Bakış Açılarıyla Derinlemesine Bir İnceleme Kaniş, her zaman zarif ve enerjik yapısıyla dikkat çeken bir köpek cinsidir. Peki, Kanişlerin ne kadar büyüdüğünü hiç merak ettiniz mi? Hem küçük, hem de devasa büyüklükte olabilen bu cinsin gelişim süreci hakkında farklı bakış açıları mevcut. Bugün, erkeklerin objektif, veriye dayalı yaklaşımlarını ve kadınların daha duygusal ve toplumsal etkiler odaklı bakış açılarını karşılaştırarak, Kanişlerin büyüme sürecini derinlemesine inceleyeceğiz. Hazırsanız, haydi başlayalım! Erkeklerin Objektif Bakış Açısı: Kanişin Fiziksel Gelişimi Erkekler genellikle objektif verilere ve somut bilgilere dayalı kararlar verir. Kanişin büyümesi de tam olarak bu perspektife uygun bir konu. Kanişler,…
Yorum BırakYa Şifa Ne Demek? Psikolojik Bir Mercekten Bakış Her gün karşılaştığımız bir kavram; “şifa.” Fiziksel sağlıkla ilişkilendirilse de, “şifa” kelimesinin anlamı sadece bedeni iyileştirmekle sınırlı değildir. Bazen bir konuşma, bazen bir bakış, bazen de içsel bir farkındalık anı, insanı çok daha derinden iyileştirebilir. Peki, bu kavramı psikolojik açıdan nasıl ele alabiliriz? İnsan davranışlarını çözümlemeye çalışan bir psikolog olarak, şifanın sadece fiziksel bir süreç olmadığını, aynı zamanda duygusal, bilişsel ve sosyal bir boyuta sahip olduğunu keşfetmek son derece ilgi çekici. Bu yazıda, “şifa”nın psikolojik yönlerine bir yolculuk yapacak ve bu süreçte kendi içsel deneyimlerinizi sorgulamanızı sağlayacak bir analiz sunacağız. Şifa ve…
Yorum BırakTürkiye’nin En İyi Koşucusu Kimdir? – Bir Felsefi Bakış Açısıyla Atletizmin Derinliklerine Yolculuk Felsefe, insanın varlık, bilgi, etik ve anlam arayışını sorgulayan bir düşünme biçimidir. Bu arayış, her alanı kapsayacak kadar geniştir. Atletizm ve spor da, toplumların hızla gelişen dünyasında bireylerin güç, hız, azim ve strateji gibi kavramları test ettiği, anlamlar aradığı bir alandır. Ancak, “Türkiye’nin en iyi koşucusu kimdir?” sorusuna yanıt ararken, yalnızca sporcunun hızını ve fiziksel yeteneklerini sorgulamak yeterli değildir. Bu soruya felsefi bir bakış açısıyla yaklaşmak, derinlikli bir anlayış geliştirmemize olanak tanır. Belki de en iyi koşucu, sadece hızla koşan değil, aynı zamanda insan olmanın, insanın varlık…
Yorum BırakBir Antropoloğun Gözünden: Pendik İstanbul’un Kaçıncı Büyük İlçesi? Kültürlerin çeşitliliği, bir şehrin ruhunu oluşturan en önemli unsurlardan biridir. Bir antropolog olarak İstanbul’un sokaklarında dolaşırken her köşe başında farklı bir toplumsal hikâyeye tanık olurum. Bu şehir, bir araya gelen binlerce kimliğin, ritüelin ve yaşam biçiminin buluşma noktasıdır. Pendik, bu çok katmanlı kültürel yapının modern bir laboratuvarı gibidir. Fiziksel büyüklüğü, nüfus yoğunluğu ve toplumsal çeşitliliğiyle yalnızca bir “ilçe” değil, İstanbul’un dönüşen sosyolojisinin sembolüdür. Peki, Pendik İstanbul’un kaçıncı büyük ilçesi? Yalnızca rakamsal bir sıralamanın ötesinde, bu soru bizi kentin kültürel örgüsünü anlamaya çağırır. Pendik’in Yeri: Mekândan Anlama, Anlamdan Kimliğe Coğrafi olarak Pendik, İstanbul’un…
Yorum Bırakİki Günde Bir, Gün Aşırı Ne Demek? Antropolojik Bir Bakışla Zamanın Sosyal Anlamı Bir antropolog olarak, kültürlerin zamanı nasıl algıladığını anlamaya çalışmak her zaman büyüleyici bir yolculuktur. Çünkü zaman, yalnızca ölçülebilen bir olgu değil, aynı zamanda bir kültürel inşadır. Her toplum kendi ritmine, kendi düzenine göre zamanı anlamlandırır. “İki günde bir” ya da “gün aşırı” gibi ifadeler, basit bir zaman dilimini anlatıyor gibi görünse de, aslında insanların dünyayı nasıl organize ettiklerine, işlerini nasıl planladıklarına ve hatta kimliklerini nasıl tanımladıklarına dair çok daha derin bir hikâyeyi barındırır. Zamanın Kültürel Kodları: Ritüellerin İçindeki Günler “İki günde bir” ya da “gün aşırı” ifadesi,…
Yorum Bırak