Feyyaz Nereli? Edebiyatın Derinliklerinden Bir Keşif Edebiyatın büyüsü, kelimelerle örülen dünyalarda kaybolmaktan, farklı coğrafyalara, kültürlere ve zaman dilimlerine açılmaktan gelir. Bazen, bir karakterin kimliği, yalnızca fiziksel kökenleriyle değil, bir halkın tarihinden, kültüründen ve hatta onun edebiyatıyla ilişkilerinden şekillenir. İşte bu noktada “Feyyaz nereli?” sorusu, yalnızca bir yer belirtmekle kalmaz, aynı zamanda bir insanın, bir karakterin doğasının, içsel yolculuğunun ve edebi derinliğinin izlerini sürmek anlamına gelir. Edebiyat, insanları anlamanın ve onları farklı bakış açılarıyla keşfetmenin bir yoludur. Feyyaz’ın kimliğini sorgulamak, onun ruhunu, geçmişini ve içsel çatışmalarını anlamak demektir. Bu yazıda, Feyyaz’ın kökenlerini bir metinler arası okuma ve edebi analizle sorgulayarak, bir…
Yorum BırakZekice Fikir Köşesi Yazılar
Hisbe Teşkilatı Nedir? Psikolojik Bir Mercekten İnceleme İnsanlar, toplumsal yapıların bir parçası olarak, toplumların normları ve kuralları doğrultusunda biçimlenirler. İçinde bulunduğumuz kültür, düşünce yapımızı, değerlerimizi ve toplumsal sorumluluklarımızı şekillendirir. Hisbe teşkilatını düşündüğümüzde, ilk etapta akla gelen şey, bu türden bir düzenin bireylerin davranışlarını nasıl yönlendirdiği olabilir. Ancak bu kavram, bireylerin içsel dünyasında derin psikolojik süreçlerin izlerini taşır. Bu yazıda, Hisbe teşkilatının, bireylerin davranışlarını nasıl şekillendirdiğini, bilişsel, duygusal ve sosyal psikoloji çerçevesinden inceleyeceğiz. Hisbe teşkilatı, esasen Osmanlı döneminde halkın davranışlarını denetleyen ve doğru yaşama biçimlerini teşvik eden bir tür düzenleyici yapıdır. Ancak bu yapı, yalnızca dışsal denetim mekanizmalarıyla sınırlı değildir; bireylerin…
Yorum BırakTrabzon Çömlekçi Ne Oldu? Pedagojik Bir Bakış Açısıyla Eğitimdeki Dönüşüm Eğitim, sadece bilgi aktarımı değil, aynı zamanda insanın gelişimine katkı sağlayan bir yolculuktur. Bugün, bu yolculuğun içine girdiğimizde, dünyamızın hızla değişen şartlarına uyum sağlamak ve bu süreci anlamlandırmak daha da önem kazanıyor. Eğitimdeki dönüşüm, hepimizin hayatını derinden etkileyen bir olgu haline gelmişken, öğrenmenin gücü ve bu süreçteki pedagojik yaklaşımlar büyük bir öneme sahiptir. Bu yazıda, Trabzon’un Çömlekçi Mahallesi’ne odaklanarak, eğitimdeki gelişmelerin, öğretim yöntemlerinin, öğrenme teorilerinin ve teknolojinin etkilerini tartışacağız. Öğrenmenin Dönüştürücü Gücü: Pedagoji ve Toplumsal Boyutları Eğitimde yaşanan dönüşüm, sadece öğretmenlerin öğrencilere aktardığı bilgilerle sınırlı değildir. Bu süreç, aynı zamanda…
Yorum BırakKaraçam Nerede Yetişir? İktidar, Kurumlar, ve Yurttaşlık Üzerine Derinlemesine Bir Analiz Güç ilişkileri, toplumsal düzen, ideolojiler ve yurttaşlık kavramları… Bu temel unsurlar, içinde yaşadığımız toplumun yapısını, yönetişim biçimlerini ve toplumsal huzuru nasıl şekillendirdiğini anlamamıza yardımcı olan kritik kavramlardır. İnsanlık tarihindeki en eski tartışmalar bile iktidarın meşruiyeti, yurttaşların katılımı ve toplumsal düzenin nasıl sağlanacağı üzerine odaklanmıştır. Bu kavramları anlamadan toplumsal dinamikleri çözüme kavuşturmak, yalnızca yüzeysel bir analiz sunar. Bu yazıda, karaçamın yetişme alanlarından bahsederken, aslında toplumsal düzenin en derin yapı taşlarını sorgulayacağız. İktidarın Meşruiyeti: Karaçam ve Orman İlişkisi Her toplumda iktidar, bazı normlar ve kurallar aracılığıyla meşruiyet kazanır. Toplumlar, kendi içindeki…
Yorum BırakKendinle Çelişmek Nedir? Farklı Yaklaşımlarla İnceleme İçimde sürekli bir tartışma var. Bir yanda mühendislik mantığım, diğer yanda ise insani ve duygusal yönüm. “Kendinle çelişmek” kavramı da tam olarak bu noktada başlıyor. Hani bazen “kendimle çelişiyorum” deriz ya, aslında ne demek istediğimizi de tam anlayamayız. Hem mantıklı bir şekilde olaylara yaklaşmaya çalışan içimdeki mühendis var, hem de duygusal kararlar almayı tercih eden içimdeki insan. Bu yazı, bu çelişkili duyguyu hem bilimsel hem de insani bir açıdan ele alacak. Bakalım “kendinle çelişmek” ne demek? İçimdeki Mühendis: Mantıklı Çelişkiler İçimdeki mühendis tarafı “Kendinle çelişmek” derken önce analitik bir bakış açısıyla durumu anlamaya çalışır.…
Yorum BırakAnkara Çankaya’da Neler Var? Başkentte Bir Günün Hikâyesi Sabah kahvemi yudumlarken aklımdan geçen ilk soru şu oldu: Çankaya’da bugün ne var? Bu sadece “gezilecek yerler listesi” arayışı değil; bir semtin tarih boyunca nasıl biriktirdiği, insanlara ne sunduğu ve bireysel deneyimlerimize nasıl dokunduğu üzerine bir merak… Çankaya, Ankara’nın kalbi olarak adlandırılıyor—ama bu, sadece bir klişe değil; zengin tarihi mirası, kültürel çeşitliliği ve sosyal yaşamıyla her köşesinde hikâye barındıran bir yer.([Başkent – Ankara’nın Gazetesi][1]) İsterseniz birlikte yürüyelim; kaldırımlarda adımlarınızın yankılandığı, anılarla ve güncel tartışmalarla dolu bu semti detaylarıyla keşfedelim. Tarihin İzleri: Çankaya’nın Kökenlerinden Bugüne Çankaya’nın adı, Cumhuriyet tarihiyle iç içe geçmiş durumda.…
Yorum BırakYoğunluk Nedir? Edebiyatın Derinliklerine Yolculuk Kelimenin gücüyle yaratılan evrenler, karakterlerin hayata dokunuşları, betimlemelerin derinliği… Edebiyat, insanın iç dünyasını en güçlü biçimde dışa vurduğu sanat dalıdır. Her bir kelime, her bir cümle, sadece bir anlatı oluşturmaz; aynı zamanda bir duyguyu, düşünceyi ya da çağrışımı harekete geçirir. Bu yazıda, edebiyatın tüm bu yansımalarını, “yoğunluk” kavramı üzerinden inceleyeceğiz. Edebiyatın bir metin üzerinden ne kadar derin bir anlam taşıyabileceğini, bir paragrafa ne kadar duygu yüklenebileceğini ele alacağız. “Yoğunluk” yalnızca bir yazının uzunluğu ya da cümlelerin karmaşıklığıyla ölçülmez; kelimeler arasındaki boşluklar, hislerin ne kadar derin olduğu, okurun metne katılımı da bu yoğunluğu etkiler. Peki, bu…
Yorum BırakEdebiyat, kelimelerle var olan bir dünyadır. Her bir cümle, her bir kelime, bir düşüncenin, bir duygunun ya da bir çağrışımın taşırdığı anlamı aktarmakla kalmaz; aynı zamanda bu anlamları dönüştürerek okurun ruhunda farklı bir yankı uyandırır. Bir anlatı, ne kadar basit bir dil kullanırsa kullansın, okurda bıraktığı etki, düşündürücü ve değiştirici olabilir. Bu nedenle, edebi eserlerdeki “sahih fiiller” kavramı da büyük bir öneme sahiptir. Sahih fiiller, sadece anlatılan olayları değil, aynı zamanda karakterlerin içsel dönüşümünü, dilin gücünü ve anlatı tekniklerinin derinliğini de şekillendirir. Bu yazıda, sahih fiillerin edebiyat içindeki yerini ve önemini inceleyerek, metinler arasındaki ilişkilere ve sembollerin gücüne odaklanacağız. Sahih…
Yorum BırakKafasına Koymak: Psikolojik Bir Bakış İnsanların bazen ne istediğini bilmeden, bazen de ne istediklerine tamamen odaklanarak hayatlarını yönlendirmeleri, psikolojimizin derinliklerinde gizli bir olguya işaret eder. “Kafasına koymak” ifadesi, çoğumuzun günlük dilinde sıkça kullandığı bir deyimdir. Peki, bu deyim gerçekten neyi ifade eder? Bir kişinin bir şey üzerinde karar kılması, bu konuda azim göstermesi, çabalarını o yöne yoğunlaştırması, nasıl bir psikolojik süreçten geçer? Bu yazıda, “kafasına koymak” kavramını bilişsel, duygusal ve sosyal psikoloji perspektiflerinden inceleyeceğiz. İster kendi deneyimlerinize, ister başkalarının davranışlarına yönelik gözlemlerinizde, bu psikolojik olgunun ne kadar derin ve karmaşık olduğunu fark edeceksiniz. Kafasına Koymak: Bilişsel Psikoloji ve Karar Verme…
Yorum BırakArtroskopi Ameliyatı: Edebiyatın Perspektifinden Bir Bakış Kelimeler, bazen vücudun işleyişi kadar karmaşık ve derindir. İnsan bedeni, tıpkı bir hikâye gibi, içinde sayısız katman ve anlam barındırır. Her kas, her eklem, her kemik bir anlatıdır; her bir parça kendi sesini ve rolünü duyurur. Ama bedenin bu sessiz anlatısı, bazen bozulur, bir yara açılır, bir ağrı kalır. O zaman, kelimelerin gücü devreye girer. Yazılı veya sözlü olan her anlatı, iyileşmeye, onarmaya ve yeniden inşa etmeye dair bir umut taşır. Artroskopi ameliyatı da böyle bir iyileşme sürecidir; bir yaranın, bir bozulmuşluğun hikâyesidir. Ama bu hikâye, edebiyatla, sembollerle ve anlatı teknikleriyle nasıl ilişkilidir? Tıbbın…
Yorum Bırak