İçeriğe geç

Kendinle celismek nedir ?

Kendinle Çelişmek Nedir? Farklı Yaklaşımlarla İnceleme

İçimde sürekli bir tartışma var. Bir yanda mühendislik mantığım, diğer yanda ise insani ve duygusal yönüm. “Kendinle çelişmek” kavramı da tam olarak bu noktada başlıyor. Hani bazen “kendimle çelişiyorum” deriz ya, aslında ne demek istediğimizi de tam anlayamayız. Hem mantıklı bir şekilde olaylara yaklaşmaya çalışan içimdeki mühendis var, hem de duygusal kararlar almayı tercih eden içimdeki insan. Bu yazı, bu çelişkili duyguyu hem bilimsel hem de insani bir açıdan ele alacak. Bakalım “kendinle çelişmek” ne demek?

İçimdeki Mühendis: Mantıklı Çelişkiler

İçimdeki mühendis tarafı “Kendinle çelişmek” derken önce analitik bir bakış açısıyla durumu anlamaya çalışır. Çünkü mühendislik dünyasında, her şeyin bir nedeni, çözümü ve kesinliği vardır. Eğer bir kişi, sürekli olarak kendi fikirleriyle çelişiyorsa, bu mantıksal bir hata yapıyor demektir. Yani, bir konuda kararsız kalmak ve birbiriyle tutarsız düşünceler üretmek, genellikle problem çözme noktasında verimsiz bir durumdur.

Mesela bir proje üzerinde çalışırken, her şeyin bir düzen içinde olması gerekir. Hedefler net olmalı, zaman çizelgesi belirli olmalı, her şey mantıklı ve hesaplanabilir olmalı. Kendimle çelişiyor olmam, bir mühendis olarak bana göre daha çok bir verimsizlik göstergesidir. Bu çelişki, içimdeki mühendis tarafı için “Çözüm üret, her şeyin bir yolu vardır” şeklinde bir düşünceyi doğurur. Bu durumda, kendimle çelişmek, “problem çözme sürecini engelleyen bir durum” olarak görülür.

Ama bir yandan, “İçimdeki mühendis böyle diyor, ama içimdeki insan tarafı bu soruyu çok farklı bir şekilde ele alacak” diyerek zihnimde bir ikilem oluşur.

İçimdeki İnsan: Duygusal Çelişkiler

Şimdi de içimdeki insan tarafı devreye giriyor. Bu noktada, “kendinle çelişmek” tamamen duygusal bir deneyim halini alır. Her insanın, bir konuda içsel bir çatışma yaşaması oldukça normaldir. Duygusal olarak, bir şeyi istiyor olabiliriz ama mantık buna engel olabilir. Mesela, bir yanda istediğimiz bir şeyin peşinden gitmek isterken, diğer yanda bunun iyi bir karar olmadığını biliyoruz. Burada içsel bir çelişki devreye girer.

Örneğin, bir iş teklifi aldığımı varsayalım. Bir taraftan, içimdeki mühendis tarafı bu teklifi mantıklı bir şekilde değerlendirip, “Bu iş senin kariyerine katkı sağlar” diye düşünüyor. Ama içimdeki insan tarafı ise, “Bu iş ortamında mutlu olacak mısın? Ya da kişisel hayatını ne kadar etkileyecek?” sorularını soruyor. Yani burada, duygusal bir çelişki var. Bu, bana göre, insan olmanın doğal bir sonucu. Duygular bazen mantıkla çatışabilir, bazen de onu dengeleyebilir.

İçimdeki insan tarafı, kendimle çelişmenin aslında, daha derin bir içsel sorgulama süreci olduğunu savunur. “Kendinle çelişmek” bu anlamda, hem büyüme hem de kendini keşfetme sürecidir. Kendi içindeki duyguları anlamak ve kabul etmek, nihayetinde kişinin daha sağlıklı kararlar almasına yardımcı olabilir.

Kendinle Çelişmek: Felsefi ve Psikolojik Bir Bakış

Felsefi açıdan, “kendinle çelişmek” bazen varoluşsal bir krizle ilişkilendirilebilir. İnsanlar, farklı yaşam aşamalarında kendileriyle çelişebilirler. Kişinin kendine dair sorgulamaları, bazen kim olduğunu, ne istediğini ve nereye gittiğini anlaması için çok önemli bir adım olabilir. Psikolojik olarak da, çelişkiler genellikle bireyin içsel çatışmalarının bir yansımasıdır. Freud’dan tutun da modern psikolojinin temel yaklaşımlarına kadar, kendini sorgulama ve çelişme, bireyin gelişiminde önemli bir yer tutar.

Örneğin, bir kişi çocukken belirli bir kimlik inşa eder; büyüdükçe, bu kimlik sorgulanabilir. 20’li yaşlarda, bir genç, ailesinin ve toplumun sunduğu değerlerle karşı karşıya gelirken, aynı zamanda kendi kimliğini inşa etmeye çalışır. Bu süreçte, çokça “kendinle çelişmek” yaşanır. Bu felsefi bakış açısına göre, çelişkiler insanın değişim ve gelişim sürecinin bir parçasıdır.

İçsel Çelişkilerin Günlük Yaşamda Yeri

Konya’daki bir kafede, arkadaşlarımla sohbet ederken bu içsel çelişkileri daha da derinlemesine hissettim. Bazen hepimizin kafasında bir “hızlı bir karar verme” baskısı oluyor, ama içimizdeki o ses – “Bunu yapmalısın” ya da “Belki de biraz daha beklemelisin” – birbiriyle çelişiyor. Kendi içimizdeki bu sesler, zaman zaman bizi hareketsiz bırakabiliyor. Ancak, bu çelişkiler aslında hayatı daha anlamlı kılan unsurlar da olabilir. Çünkü çelişkilerin içinden, en doğru kararlar bazen en karmaşık olanlardır.

Bu noktada, içsel çelişkiler bazen engelleyici gibi görünse de, aslında bir yönüyle insanı daha dikkatli, daha anlayışlı ve daha derin düşünmeye sevk eder. Bir mühendis olarak, problem çözme odaklı yaklaşımda içsel çelişkiler genellikle kafa karıştırıcı olabilir, fakat duygusal olarak bakıldığında, bunlar insanı daha insani kılar.

Sonuç: Çelişkiler ve Denge

Kendinle çelişmek, sadece bir zayıflık değil, aynı zamanda kişisel gelişim ve içsel dengeyi bulma yolunda önemli bir adımdır. İçsel çelişkiler, hem mühendislik bakış açısıyla analiz edilebilecek, hem de duygusal düzeyde yaşanabilecek deneyimlerdir. Bu çelişkiler bazen kafa karıştırıcı olsa da, insana kendini daha iyi tanıma fırsatı sunar. Bu yüzden, kendimle çelişmek, bir anlamda yaşamın kaçınılmaz bir parçasıdır ve bizleri daha derin düşünmeye zorlar.

Hangi bakış açısına sahip olursam olayım, bir şeyi net olarak söyleyebilirim: Kendinle çelişmek, büyümenin ve değişmenin bir yoludur.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort deneme bonusu veren siteler 2025
Sitemap
betxper